Saturday, 8 May 2010

don bak bakalim!

Evet... gittim geldim Istanbul'a, islerimi hallettim, biraz Bogaz havasi, biraz Halic manzarasi, biraz simit, biraz ayran.... ve evimdeyim.

Ne kadar ilginc insanin aslinda degisikliklere kendini adapte etmesi ve hatta degisikligini fark etmeden aslinda kendisinin yaratmasi. Yillardir yasadiginiz o ev, kokusunun elbiselerinize bile isledigi, kucukluk yaslarinin en vurdumduymaz uykularini uyuyup en guzel pazar sabahi kahvaltilarina uyandiginiz o evin yerini baska bir ev aliyor. Ve o diger evi yukarida anlattiklarim gibi minik ama essiz mutluluklari yerlestirmek icin siz yaratiyorsunuz. Zaman gectikce- veya ben buyudukce- hayatin aslinda cok daha karisik oldugu ve ince bir sekilde islendigini goruyor insan. Belki bu artan sorumluluklarla fark ediliyor, belki de olgunlasma ile. "Okula git-iyi notlar al-erken yat-spor yap-boyun uzasin-etini sutunu ihmal etme-terli terli su icme-bayramlarda aile buyuklerinin elini op-Yerli Mali Haftasi'nda findik fistik gotur okula-sana satasanlara sen satasma..."dan cok daha fazlasi var(mis). Ama guzelmis! Soyle bir geri donup baktiginda insan eminim ki "yarattiklari" ile guru duyacaktir. Hadi bir donun bakin bakalim!

Belki ben biraz duygusal ve dusunceli oldugum icin bu aralar boyle romantik bir yazi yazdim ama napalim, benim blogum bu!

1 comment:

Özge B. said...

ahh esin ahhh! tam gununde ne yazi patlatmissin be yavrum!!! zaten yarin anneler gunu tum anneler kizlari ile caddedeydi bugun, benim pinarlarim dolu dolu gene,anne motifli reklam izlesem aglarim diye TV acmiyorum...sen diyince geldi burnuma simit yumurta cay kokusu ailecek edilen pazar kahvaltilarinin, tava tencere sesine uyanilan, tum yorgunluga ragmen bir arada sohbet muhabbet sabahlarin...